26 Aralık 2011 Pazartesi


Sen hiç gözlerinin içine baktın mı ?
               Sen hiç kalbinin sesini duydun mu ?
                                           Ya sen hiç sen oldun mu ?



29 Mart 2011 Salı

Trabzon Havaalanı procesi :))




Atölyenin duvarındaki panoda hedefler yazılıymış uzun zamandır, her ne kadar konuştuklarımızı Gamzenin   yazdığının ben pek geç farkında olsamda, geçen gün gözüme ilişti, nihayet.. Yazılı hedeflerden biri de Trabzondu. Ve bittiği güne kadar pek hayal gibi gelsede, bol bol kutlama yaparak, yiyip içerek, uçaklarda zaman geçirerek, kıkırdayarak yaptık.
İşte bu karlar içindeki günde size onun hikayesini yazmaya karar verdim. Bu kararı vermek bile uzun zaman aldı diyelim ama mutluyum :) )
Resimlerin sıralamasını günler takip ederek yaptım. Biraz anlatmak isterim. Şöyle ki, herşey Gamze’nin halısının üstünde başladı :) Ben o arada uzaklardaydım, karalıyordum ama oturtamıyordum bir türlü kelebekler yüzünden.
Başlarken en zorlandığımız kısım, metal işler oldu. Mustafa ustanın yardımlarıyla günler süren maceranın üstüne onu da hallettik, ama o arada sanayi sitesindeki alışveris sırasında çok ama çok güldük. Orada görünen resimlerden birindeki damperli de tır hayallerimizi hatırlattı.. Onun icin cekilmiştir.. Her kadının bir tırı olmalı :) )
Sonra heep konuştuğumuz şeylerden birine takıldık bir ara, nasıl bir zevktir sanayi siteleri, nalburları gezmek.. Bizde bir gariplik mi var acaba. Albümlerimdeki resimlerin çoğunda ya vinç resimleri, ya alet edevatlar :) ) Neyse, sapmayalım konudan…
İzzet usta, mehmet usta, volkan usta.serhat usta, cam ocağı sıcak cam ekibinin müthiş emeğini söylemezsem çatlarım.. Sanırım bitince onlarda rahatlamıştır, nede olsa vırvır yedik kaflarını birkaç gun :) ) Teşekkürler..
Atladık Trabzon uçagına, kıkır kıkır, yerde kocaman bir 13 sayısı.. Tanrım, takılmışız 13′e o ara.. yok artık derken, ben uçuş korkumu halletmişken, neden kimse bana havaalanının denizin hemen kenarında olduğunu sölemez diye diye indik…
Vıp Trabzon, bizi bitmemiş haliyle karşıladı, bir prova müthiş yemekler, müthiş ötesi bir Araz ailesi :) .Hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum, bizi ağırlamak için nasıl koşturduklarını görmek çok özel hissettirdi bana kendimi:) Ben Trabzonu çok sevdim.. Beton helvalarımızı alıp, ”Olsun biz yılmayız haftaya yine burdayız…” diyerek geri döndük İstanbula.
Dönüşümüz hızlı oldu, Gürol hoca işleri beğendi :) Biz daha çok beğendik yerleşmiş halleriyle.. Diğer müthiş ekip ve  ustalar ilk başta nerden çıktı bu kadınlar deselerde, nasıl olduğunu anlamadan koşturdular bizim için, eh bu da bizim başarımız,:))  pek eğlendiler aslında, gelen giden hiç bitmedi biz yerleştirme yaparken. Hatta bilumum sorular sordular, bir görevli tutturdu, niye borda mavi ısıklandırma yok burda diye :) )
Neticede işte bir projeyi daha çok çok eğlenerek bitirebilen kadınlarız biz.. Yaptığı işten zevk alan, mutlu olabilen nadir insanlarız. Ne mutlu (Burda gözlerim doldu) Şaka bir yana, sizi camekan’ın hikayelerini okumaya. bizi camekanla mutluluğa gülümsemeye davet ediyoruz..

21 Aralık 2010 Salı

Camekan - sofa chicago 2010

Uzun uzadıya düşündüm.. Chicago Sofa' yı öyle bir anlatmam,lazım ki.. İşte, o ki bir türlü buraya sığamıyor.. Hazırlık safhası, yerleşim, Türk Kültür Vakfı, kurduğumuz dostluklar, kahkahalar, hep beraber gittiğimiz arkadaşlarımız, toparlanmaca, Chicago..Ve fakat :) iyi kötü, çektiğimiz resimler var.. İşte onlar....



1 Kasım 2010 Pazartesi

Hooop Eskişehir Camgeran ..


Ve İzmir'den, uçakla Ankara, hoop oradan tren ile Eskişehir diye uzatıp tarif vermek geldi içimden .. Kusuruma bakmayın lütfen, bu seferki yazım biraz böyle daldan dala, hoplaya hoplaya ..İzmir'den sonra, bizim gibi camla çalışan arkadaşlarımızın heyecanına ortak olmak ve sergilenen işlerimize eşlik etmek için yolumuza devam ettik. Burada link veriyorum, link vermek pek profesyonel oluyormuş blog dünyasında diye duydum...


Sergilenmek üzere seçilen eser olan insanlarımızı, (people serimizi) de ilk Eskişehir de gösterdik. Bilseler oradan Chicago - Sofa'ya gidecekler, duruşları daha da neşeli olurdu bence...

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini çok görmek istiyorduk. Ve müthişti, ama bizim için en hoşu, Cam Ocağından başka bir mekanda ilk defa cam üflemekti :) Bu kadar farklı olacağını hiç düşünmemiştik. Aslında zor olan ortama uyum sağlayabilmekmiş öğrendik.





Tezgah küçük, alçak, camı aldığınız ocaktan tutun, kullandığınız aletlerin yeri bile farklı. Eee Heyecanda var.. Ama sağolsunlar bizi düşünmüşler, teklif edilince, bir iki, kem küm, normalde tersi olması gerekirken ben alıverdim pipoyu elime.. O anda ne üfliyeceğimize karar vermek daha zor geldiğinden galiba..Evet evet itiraf ediyorum, biraz da vazgeçmiyelim diye...

Ama işte en güzeli yine gerçekleşti, bizim meşhur son dakika olayı, kararları, koşuşturmaları gibi.. Meral tasarladı, Gamze ile üfledik.. Bu arada Barış Hocadan bahsetmeden olmaz tabii.. Barış ile Cam ocağında eğitimde tanıştık, güleryüzünü çok sevdik ve o hocam dedikçe bizim utanmalar yüz kızarıklığından, gülümsemeye dönüştü.. Neticede Barış hocam sağolsun bize yardım etti. Heyecanımızı azalttı :)






Sonra Cam Ocağının Sanatcılarına gelsin ödüller :)
Ama içimden bir ses diyor ki, Eskişehir'e biz tekrar geleceğiz :))

Aslında nasıl farklı bir şekilde yazmak geliyor içinden, hani daha da samimi, tüm deliliğimiz ile, ama bloğu takip edenlerin sayısı arttıkca, ben ben olmaktan çıkıyorum... Aynı bu yazıya yaptığım gibi, bir kaç hafta önceden başlıyorum yazmaya... Sonra üzerinden milyon kez geçiyorum veeee kaydı yayınla :))

Ruhumuzdaki güzelliği, sevgiyi yansıtabildiysek insanlarımız ile size, işte bunu paylaşabilmek bize, aynamız olmak ise size ....

20 Ekim 2010 Çarşamba

Cam Ocağı ile Ege' de


İzmir'de neler mi oldu ? Şöyle başmam lazım, bence harikaydı. Hep beraber çalışabilmek, egolar olmadan, sevgiyle,.. işte olan buydu :) ama tabii blogda yazmak şart oldu yada yazdırmak :) Günlerdir kıvranıyorum başlaya bilmek için.. Ama şansımı deniyeyim, belki yazar diye sordum Gamzeye, ve işte Gamze yazar...

Eserlerin toplanıp yollanması, katalogun oluşumu ile ilgili gidip dönen mailler, fotoların toplanması, Cam Ocağın da sabır taşına dönen Gülben' e, son dakikaya kadar tasarım yapıp derleme toplama yapan Elifimize, yine elinde fotograf makinesi hadi çek çek diye peşinde dolandığımız Tulin 'imize teşekkürü bir borç biliriz :) diye başlarım.


Eserlerin hepsi önceden yollanmıştı, varır varmaz yerleştirme telaşı sardı tüm grubu.
Abdullah usta ve Gulin bizimle gelmeseydi çok zorlanırdık, tüm kutuları onlar açtılar, yerleştirmenin büyük bir kısmı hallolmuş oldu. Sergi salonu ise Tüzüm hocanın, yorgunluğuna rağmen, seyahat dönüşü falan demeden el atması ile muthiş bir zevkle yerleşti.

Yerleşimde Felekşan ın işi güne damgayı vuran eser oldu, Tüzüm hoca,önce işi diğerlerini bastırmasın diye en dip kısma koydurdu, Sertaç, Barbi :), Abdullah, Sinan ve direktif bendeniz Gamze :P eşliginde hoooop taşındı işaretli yerlerden bi gayret diklendi….öyle kolay değil, 1,20 m boyunca ciddi bir ağırlığı olan muthiş bir parça, ya kırılırsa diyee diyeee kırmadan bir ohhh diyelim dedik amma, Tüzüm hoca "çocuklar içime sinmedi, hadi gelin bir zahmet onu ortaya alalım dedi, bir daha hooooop ortada , aaaaa durun durun olmadı yaaa galiba biraz sağa, yooo yoooo gene olmadı, gelin onu en öne koyalım ve korumalıyız zaten diyip, derken Sertaç ve Barbi boş boş bakmaya başlamistılar bile, biz kızlar grubu ise kıkır kıkır gülüp motivasyon sloganları atarken, Tüzum hoca'nın son cağrısı ile eser yerini buldu :) çok şükür kırılmadan :)))


Altan ve Yılmaz'ın uzakdan bakıp, ses çıkarmadan gözleriyle eleştrileri, Semrin'in hasta olmasına rağmen son dakikaya kadar orda birebir güler yüzle verdiği destek, Ege Üniversitesinin elemanlarının verdiği destekler.. tam omuzlar düşerken gelen sıçak çaylar..

Standlerin üzerinde verilen pozlar, isim etiketlerin yapıştırılması, cd lerin ayarlanması, duvar afişleri, boncuk yapan arkadaşlarımızın kendilerini temsil etmek icin gösterdikleri müthiş çaba derken ayaklara kara sular indi.Unutmadan, Yaseminin 2 gün once çukura düşüp inciltiği morarmış ve şişmiş ayağı ile ordan oraya bir şeyi yokmuş gibi koşuşturması da var..
İşte böyleee, ertesi güne hazırız diyip kendimzi ödullendirmek üzere içilen raki ve mezeler .....

Kızların gücü, ama en önemlisi Altan beyin bakışı

Buradan ben devamını alıyorum :) Şöyle ki, Tülin çok güzel bir kutlama yemeği verdi, Eskişehir de aldığı ödül için.. (Bu arada söylemeden geçemiyeceğim, duyduk duymadık demeyin Tülin in en büyük çabası Yasemin Ve Gamzeyi nasıl ayrı düşürürümdür :) Şaka bir yana başaramıyacağını bilir ve ikimizi de işletir durur biz de bayılırız ona).. bloglara düşücek kadınmıydın Tülin ?? :)) Bu güzel yemekte Erkin Saygı çok güzel bir kelime söyledi, bu Camcı grubu, bu kadar senedir bu camiada gördüğüm en keyifli grup dedi.. Çok doğrudur..Ama en teşekkür edilmesi gereken kiş Yılmaz Yalçınkayadır. Cam babamız iyi ki varsın..

veeee,.. paylaşmanın zevki ile yapılan eserlere doyamamak hepimize, sevgi ile.. gülücükler ile...

3 Ekim 2010 Pazar

Hazırız, gerçekten hazırız.


Bir kaç ay olmuş yazmayalı...Ne güzel şeyler oldu bu arada... Araya uzun bir yaz tatili girdi. Arkasındansa koşuşturmalar başladı. Hazırlanmamız gereken, İzmir, Eskişehir ve Sofa Chicago...
Tatilden döner dönmez, Cam ocağında bir aylık eğitim aldık. Eğitimlerin bittiği gün ise attık kendimizi sıcak cama. Neredeyde hiç durmadan 10 küsür gündür, cam üflledik. Eserlerin hazırlanmasının yanı sıra, finisaj aşaması da bir o kadar zaman aldı. Arada yaşanan doğal afetleri seneye bugün gülerek anımsamak istiyorum :) Sergi sonrası uzun bir yazı yazacağım, işte buna hazırlanmak lazım...

Ve fakat, hazırız gerçekten hazırız :)) 10 kere daha tekrarlayınca insan kendini mükemmel hissediyor :)

Cam Ocağı Ege'de
İzmir

İçimizde ki neşeyi, üflediğimiz tüm camlarımızdaki kahkahaları duymak size, hayallerimizi gerçekleştirmek bize, gülücükler hepinmize... ooff offf mu ?? o da ne :)))

5 Temmuz 2010 Pazartesi

BİR

''Sanatsal Cam Sergisi '' Ankara .. Biz yaparız da hikayesi olmaz mı ? Elifler önemli oldu benim hayatımda :) Elif Poshor'un yüreğine, güzelliğine teşekkür ederim-iz.Meleğimiz o bizim:))
Elifcim ise ayrı bir hikaye başlı başına :)) Güzel anne iyi ki varsın, hep yetişirsin son anda bize ya helal olsun.. Nedir bu demeyin bugün öyle bir gün işte..Sevdiklerime seni seviyorum demeyi seviyorum ben :)) ohh ne güzel :))
Diğer resimleri yükliyeceğim korkuyorum, bu güzelliklerden sonraki komikliğimizden :))

Yerleştirme için kullanacağımız aynada son anda fikir değişince bulunan aynacıya bakış:)) Memoş sağolsun bize buldu bir aynacı. Ama bulmakla bitmez tabi, kestirmek lazım, taşımak lazım, aynacıyı ikna etmek lazım.

Sonra gaza getirmek lazım :))

Ve taşımak :)


Diyeceğim şu, Ankara da güzellikleri paylaştık, mutlu olduk.
Camdaki güzellikleri farketmek size, camın büyüsünü paylaşmak bize, seni seviyorum demeyi başarabilmek hepimize...

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Bir Hikayemiz var !!!! Dokumacı Kuşlar :))

Maçka Sanat Galerisi, ‘Merhaba Füreya Merhaba’ Yaşayan Kuş Evleri sergisiyle sezonun sonunu Füreya Koral’ın doğumunun 100. yılını kutlayarak getiriyor. Sergiye 150’nin üzerinde seramik sanatçısı geleneksel kuş evlerini Füreya’nın izinde yorumlayarak katılıyor.

Seramiğe can veren büyük usta Tüzüm Kızılcan ile Cam Ocağında tanıştık. İzmir'e tüm gidişlerimizde de hep bizlere yeni ufuklar açtı .. Annem ve Kızım, Babam ve Oğlum sergisinde bize ''Merhaba Füreya merhaba'' sergisinden bahsetmişti, ,işte böyle başladık camdan kuş yuvamızı yapmaya.

İlk defa baştan sona resimlerle nasıl
yarattığımızı, dokuduğumuzu kayıt altına almış olduk :))
İşte hikayemiz camdan kuş yuvamız..ve dokumacı kuşlar..
Dokumacı kuşları seyredince insan büyüleniyor, iste videosu:))



Ocaktan aldığımız içinde nefesimiz olan camla çalışmaya başladık. Ve soğutup tekrar ve tekrar:))İşte dokuma kısmıda burda oldu zaten.


Aslında ocağa dalma işini en çok Gamze sever :)) Nitekim objeler büyüdükce keyif de artar. Yatay girdiğimizden objenin ucunda oluşan iz, inanılmaz. Bu tekniği Novy Bor da bir sanatcı yaparken görmüştük. Birkaç sene sonra uygulaması çıkıverdi içimizden..



Sonradan eklediğimiz parçalardan biri yuva girişi. Finisajda kesilecek olan bölüm, diğeri ise kuşlara dallar..
Bu da çöpümüz :(( Pipoyla camın birleştiği yeri yeterince ısıtmayınca çatlıyor işte :)
offf offf !!!


Biz çalışırken gelmişler :))


Üflemek yeteli değil tabii. Bir de camın Finisaj (soğuk kısmı) var. Delik açma, boyun kısmını düzeltmek gibi..

Montaj denemesi ama doğal ortamda.. En zevkli kısımlardan sadece biri :))


BİZ YAPTIK fotosu :))


Camcı kızlar ...
Tülin ve Gülin çok hoş cam kuş evleri yaptılar. :)


BİZ YAPTIK Fotosu 2 :))

Buraya eklemeden geçemiyeceğim, bu projede olmak müthiş bir deneyimdi .. Son dakika heyecanı ile başlayan bu serüvende, bendeniz endişe içinde, Gamze gayet hazır, kendinden emin tamamladık. Bir kez daha gülen yüzlerle bitirdik..

Sergi 5 haziran a kadar Maçka Sanat Galerisinde..

Hep güzellikler, bol camlı günler, sergiler, projeler bize; bizden gelen gülümsemeleri paylaşmak size, mutluluk hepimize :))