RSS


Ne üflediğimizi biliyormuyuz da kalmışız, ben oradan devam edecegim. Ne istediğimizi bilmeden cama şekil veremeyiz. Belki de üflemeden, sadece heykelimsi bir obje yada kağıt ağırlığı, yada bir çicek yapacağız. Bunu sizin ve öncelikle ortağınızın (size yardım eden kişinin ) bilmesi gerekir. Bilmezse yada bilmezseniz, işler karışır,, zamanlama olmadan da cam üflenmez. Herkez ilk başta camı üflemenin peşindedir. Evet üflenir, ama sonra ne olur..

Lal kepçe ile cama şekil verirken :)

Ben size için de hava kabarcığı olan bir kağıt ağırlığını anlatmak istiyorum.
Camı ocaktan aldık. Yerinize geçtikten sonra daha öncede söylediğim gibi, tahta kepçe yardımıyla şekil vermeye başladık. Verdiğimiz şekil yuvarlak ve pipoya ortalanmış durumda. Camı sıkıştırmadan, itmeden tahta kepçeye nazikce dokunarak, çevirmeye devam ediyoruz. Bu camı biraz da olsa soğutmamıza ve şekle girmesine yardım ediyor. Eğer kepçeden buhar çıkmaya başladıysa yada cam yapışıyorsa, hemen yanınzda duran su kovasına daldırıp çıkarmanız gerekir. İstersek üflemeden bir kez daha cam alabiliriz ama biz ufak bir obje yapalım isitiyoruz.

Kerem üflerken :)

Onun için daha fazla oyalanmadan, Pipoyu oturduğumuz bankın demirine, dayayarak üflemeye başlıyoruz. Burda havanın çıktığını görmek ilk başta zor gelebilir. Ortağınız sizin için hava kabarcığını takip edip, ne kadar daha üfliyeceğinizi yada durmanız gerektiğini söyler. Zamanla buna gerek kalmaz siz zaten bilirsiniz ne zaman duracağınızı. Cam yeterince sıcaksa, hemen üflenebilir. Eğer camı çok soğuttuysanız, tromele girip bir kez daha ısıtabilirsiniz. Tromelde camı ısıtmanında bir limiti vardır. Tromeldeyken, çevirmeye devam ederken, gözünüz hep camın üstünde olmalı yoksa sıcaklık ve yerçekimi camınızı alır elinizden..

Tromel bey :) her ne kadar dişi deselerde :)

Bazı yerlerde ara ara ek bilgiler vereceğim. Mesela, tromel kullanını çok önemlidir, çünki ne yaparsanız yapın, zamanınızın %50 sini onun önünde geçireceksiniz. Umarım erimeden :))
Yani kendinizide ısıtmadan, yakmadan, parçayı da bozmadan. Her zaman objenizin ısınması gereken yerlerini ısıtın. Tromelin derinliklerine fazla girerseniz, piponuzu fazla ısıtmışsınız demektir. Bu da yerinize oturduğunuzda elinizi yakma şansınızın çok fazla olduğunu gösterir.
Piponuzu çevirirken mümkün olduğunca yavaş olmalısınız ki objenizin şekli ısınmayıda katınca bozulmasın.

Hımmm, doğru söylemiş camla tanışma kursumuza katılan bazı arkadaşlar. Yazmaya devam etmeliymişim.. Hele camla çalışmadığım zamanlarda, sanki camocağındaymışım gibi.. offf süper geldi.. şükürler olsun :))

Ege, kocaman bir şiseye boyun yaparken :)

Objemiz sıcak, bizde öyle.. üfledik ufakta olsa bir hava kabarcığımız oldu :) Peki nasıl çıkaracağız bunu pipodan ?? Çıkarmaya yeltenmeden önce, boyun yapacağız. Boyun yapmak için, bankımızın üzerindeki keskin kenarlı cımbızı kullanacağız (jacks). Piponun camdan ayrılması gereken yere yavaşca dokunarak, sıkmadan bir çizgi çizeceğiz.

Soğutma fırınına girmeden objeyi sulama..

Sakin, ama hızlı adımlarla soğutma fırının(tavlama) yanına gidip ayaklı demir masaya dayıyacağız pipomuzu. Demir masanın su bölümünden aldığımız suyu küçük cımbız yardımıyla dokunduracağız objenin pipola birleştiği yere. Fırının kapağı açıldığında pipoyu rafa dayayıp, piponuzun orta bölümüne vurarak objemizi soğutma fırınına koymuş olacağız. Ve ertesi sabah o sizin olacak:))

Sanırım karışık oldu, ben en iyisi her bölüme resim ekliyeyim :)) Eklendi... Görev tamam ,
HEPİMİZE SÜKÜRLER OLSUN, kırık camlar camocağına, dertler dolunaya :))

Cam üfleme 4

Anlatmaya devam.. Çok detaya girmek yerine, biraz genelleme yaparak açıklamaya çalışıyorum..Cam ocağına gelip, tadına bakmak için bizden yada cam ocağına gelen tüm yaratıcı, müthis sanatçılardan, senelerini cama vermiş eğitmenlerden neler öğrenebileceğiniz hakkında fikir vermek için...(diye bir dip not :)

Herşey hazırsa, tüm aletler vs, haydi başlayalım. Elimize aldığımız pipoyu cam almak için kullanacağımızdan devamlı çevirmek durumundayız, ama hep çevirmek. Sıcak cam aynı bal kıvamında olduğundan yerçekimi ve akıcılığını hiç unutmamak lazım. İki elinizin arasındaki pipoya saracagınız cam, eğer çevirmeyi unutursanız akar, şekli bozulur daha iki adım atmadan camsız bir pipoyla kalırsınız. Onun için son adıma, kadar ne olursa olsun cevirin, çeviri...

Çevirmek ve eller diye başlayınca aklıma ilk zamanlarımız geliyor. Ben solak biriyim :) Ve cam üflemenin solak bir insan için hiç ama hiç kolay olmadığını hatırlatmak isterim. Pipoyu çevirdiğiniz yön bir tarafa, aletlerle çalışmak kabusum olmuştu. Hiç kullanmadığım bir elimi keşfettim. Cam üflemediğim zamanlarda, eski gazeteyi ufak parçalar halinda keserek antreman yaptım senelerce. Sırf makas ve diğer aletleri daha rahat kullanmak için.


Camı eritilen ocağın kapısını aralayarak, ve mümkünse yardım alarak açtıktan sonra, pipoyu ocağın kenarına dayayarak içeri sokuyoruz. Çevirmeye devam ederek, pipoya camı sarıyoruz. Ve hemen dışarı çıkıyoruz yoksa karşısında eriyebiliriz :) Burada biraz acele etmek durumundayız. (Ben her seferinde şükürler olsun derim :))...
Şu andan itibaren eller çevirmede gözler ise hep camda.. Yere paralel bir şekilde ilerlerken, pipomuzu daha rahat kullanabilmek için kullandığımız su ile soğutma makinesine ufak bir ziyaret yapıp cama değdirmeden yıkayarak pipoyu soğutuyoruz.

soğutmak icin ..


Cam hala sıcak olduğundan onu biraz üfleme kıvamına getirmek için kepçe yardımı ile şekil vererek yuvarlak bir forma sokuyoruz , üflüyoruz.. Ama ne üflüyoruz, biliyormuyuz ?
Cizdikmi ? Sizinle çalışan arkadaşınız biliyormu ? Bilmiyordu, bilmeside bir yıl aldı . :))


''Nasıl cam üflenir ?'' kısmına biraz ara vermeye karar verdim. Devam edeceğim ama önce geçen sene neler yaptık, önümüzdeki senenin hayalleri, yapacaklarımızı yazacağımızı kararlaştırmıştık.

İşte onlar
2009
Camekan'ın en yoğun olduğu seneydi aslında;

1.Senenin ilk günü Bodrumdaydık. Duvenyas ailesinin misafiri olduk..

2.İkinci işimiz, Metin Korman sayesinde, projesindeki bir kapıyı camla kapladık. İlk iç mimari işimiz oldu.
3.Finlandiya ya gittik.. Karaflarımızla oradaydık. Müthişti orada olmak, tüm o eserleri görmek, sanatçılar ile tanışmak.. Sıcak cam atölyelerini, fabrikaları gezebilmek.. İşte bunun için teşekkürler..

4.Annem ve Kızım sergisine katıldık. Ckm de Işık Gençoğlu'nun titiz çalışması çok emek, ama bir o kadar güzellik kattı serüvenimize. En hoşu ve hediyesi annelerimiz ve kızlarımızla çekilen resimlerdi bence.

5. Ankara' da bir başka sergi, Nar hediyenin sahibesi, Meltem ağırladı Camekanı zarifliği ile.

6. Ve Novy Bor , Yılmaz bey ve Altan beyle beraber IGS nin düzenlediği bir sempozyuma misafir olarak katıldık. Bir çok sanatçıyı eserlerini yaratırken görme fırsatımız oldu. Sıcak cam atölyelerini gezdik. Eski dostları gördük.

7.Galata Tasarımdaydık haziran ayında, Kristinle tanıştık.. Özel insan, takı tasarımcısı, (hala gidip kaybettiğimin yerine alamadım bir tasarımını daha kendime ..)

8. Yine Kristin ile beraber bir kaç hafta sonu Paz-Art cihangirdeydik.

9.En önemlisi, geçen seneden beri hayalini kurduğumuz ama bir türlü gerçekleştiremediğimiz, eğitimlere başladık.:)) Daha önce hiç eline cam almamış, cam severlere, camı anlatmaya başladık.. Bir gün bile olsa, mutlu yüzler gördük gün sonunda.

10.Cam ocağında Camdan Fikirler Atölyesi etkinliğinde tasarımcılarla cam çalışıp, meleklerimizin gösterisini yaptık.

11. Yine Camocağında Konuk camcılar Bee Kingdom ve Felekşan Onarı ağırladık.
Projeyi yürütük, tasarladık..

12. Ve Sabiha Gökçen.. Vip salonuna camdan çimenler kondurduk, nişlerin içine..Elifcim ne çalıştı bu proje için.. ama ilk işimizi kabul etmediler.. Bir saat içinde 3 yeni proje sunup çıkmak zorunda kaldık.. 1 hafta içinde de işler yerinde salınıyordu.

13. Camekanın kardeşinin Cafesi açıldı. Secco .. o da Sabiha Gökçende !!

14.İzmir Ege-Art ta tüm camcılar beraberdik. Yılmaz bey ve Tülin'in işleri organize etmesiyle.. Sergi inanılmaz büyüktü. Bir çok nokta da sanatçı işleri vardı.

Hayatımıza yeni arkadaşlar, destekçiler ,hayal kırıklıkları, müşteriler, sevgiler, girdi bu sene içinde. Kızgınlıklar yaşadık, ama hiç durmadık hep büyütük bu cam sevdamızı.. En önemli ve ilk eserlerimiz sayesinde, annelik duygularımızla güçlüyüz biz aslında.

Ege, Melis, Lal , Kerem teşekkürler :))

Bu da Demet'ten bir bukle

Bu dua okunacak ve evrene salınacakmış, yoksa tutmazmış......
Yeni yılda herkesin;
Sağlığı iyi olsun.
Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni
sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Ciğerlerinden nefes,bacaklarından
güç eksik olmasın.
Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın.
Sevdikleriyle birarada olsun. Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine
baksın. Lafları birbiriyle başlasın. Nesi varsa, bölüşücek biri olsun;
nesi yoksa, bulup getiricek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun.
Bazıları dünyada tek olsun. Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona
büyük bir miras kalsın.
Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun. Onun yeri ayrı olsun.O herşeyine,
her haline tek tanık olsun. Bir hareketiyle güldüren, bir hareketiyle
ağlatan olsun. Duyguların hepsi onda olsun. Kalbi buna teslim olsun. Bütün
şarkılar onu anlatsın.
Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun. Başarının gerçek adının bu
olduğunu unutmasın. İbadet eder gibi, bu keşfini hergün yeniden kutlar
gibi, onu yapıp dursun. Yaptıkça daha iyi yaptığını görsün. Daha iyi
yaptıkça bunu başkaları da görsün. O başkalarının bunu gördüğünü, dış
gözüyle görsün, iç gözüyle işine baksın.

Neşesi bol olsun.
Kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin. İçinde birşey
durup durup zıplasın. Duydukları, gördükleri onu gıdıklasın, kahkaha
attırsın. Gürültü çıkarsın. Saçma şeyler söylesin. Çocuklukta en şımardığı
ana, sık sık gidip gelsin. Nereye gidip geldiği bilinmesin.

Değiştirmek istedikleri değişsin.
İçte ve dışta, iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın. Eskilerini atsın,
ruhunu havalandırsın. Kapıda hep kamyonu dursun. Dilediği yere taşınsın.
Kendinden taşınmak isterse, içindeki güç, dışındaki sevgi ona yardımcı
olsun. Bileği, bütün alışkanlıklarıyla, bağımlılıklarıyla güreşsin.
Birşey ona sürpriz olsun. Günlerinden birgünü, bir pakete sarılı olsun.
Açılınca, içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın. Bu gün
üçyüzaltmışbeş'ten herhangi biri olsun. Öylesine bir pazartesi, arkaya
kavuşturduğu ellerinde, unutulmaz bir salı saklasın. Öyle tahmini mümkün
olmayan birşey olsun ki bu, hayatın zekasını anlatsın.
Bir hayali gerçek olsun. Bir hayale gözünü yumsun. Peşinden koşup, onu
sobelesin. Hayalini kendinden saklamasın. Bir çizgi filmde olduğunu,
herşeyin mümkün olduğunu unutmasın.
Bu duayı okusun. Kendi sesiyle duysun. Duası gerçek olsun.
Her kelimesine şükretsin. Tek satırına nazar değmesin. Amin

2010 az sonra :))
İşte az sonra,

IKSV yeni satis noktasi
İlk cocuk camla tanisma atolyesi
2010 CAMEKAN sergisi :)
SOHO Ny / chicago
Cam Ocagi Boyd Suguki egitim
Camekan Atolye (şimdilik park edildi :)
The International Exhibition in Kanazawa in Japan
Camekan Egitim ...Rob Stern- Petr Novotny (22 agustos -4 eylul)
Camekan Egitim ...Martin Janesky (13 eylul -26 eylul)
İstanbul Contemporary


Camekan üfleme 3




Nerede kalmıştık..Çalıştık bir kaç gün, 2010 da neler yaparız denedik. Müthiş işler yapacağız, yazdık, istedik, diledik. Yeni yılda üflemeye devam, üretmeye, çalışmaya devam..

Bu arada lütfen imla yanlışlarımın kusuruna bakmayınız :)) sebebi sicak cam :))

Atölyeye girdiniz (hot shop), öyle hemen başlıyalım cam alalım demek yok. Bankınızı hazırlamanız gerek. Her aletin bir yerleştirme sırası var. Islak gazeteyi hazırlamak, kepçeleri koyduğunuz suyu değiştirmek ve pipoları ısıtıcıya koymak bunlardan birkaçı. Aynı işleri atölyeden çıkarken de yapmanız gerek. Eğitimlerde bizlere sırf yerleşim ve toparlamayı değil ama yerleri de yıkamamız gerektiğini gösterdiler.

Cam üflerken makinaların ne kadar sıcak olduğunu ve dikkat etmezseniz yanabileceğiniz unutmamalısınız. Bu sizi korkutmak için değil, ama bazen camın büyüsune kapılıp neler olabileceğini unutabiliyor insan. Yanarsanız, ilk tedavi her zaman soğuk olmalı.
Ben çok yandım.. Biraz sakar olmamın dışında bu kadar hızlı düşünmem gerekeceğini ve her an herşeyin olabileceğini bilmiyordum başta. Bir kaç kere pipoyu en sıcak yerinden tutuverdim. izlerini de pek beğenirdim :) ama geçiyor zamanla.. daha dikkatli olunuyor.

Gelelim takım çalışmasına.. İşte biz burada sanslıyız. Aynı zamanda başladık, ve takım çalışmasının onemini anladık.

Bankta oturan ustabaşı(gaffer), ne derse o olur takımda. 2 bazen 5 kişiye çıkılabilir. Kimi kapak açar, kimi ustabaşının yanmasını engellemek için tahta tutar, kimi cam parcaları getirir. Özellikle büyük parçalar yapılırken güvenilir bir kalabalık iyidir.

Açıkcası, ben uzun zaman takımda yardım konusunda, yetersiz buldum kendimi,.. Pek girişkende olmadığımdan, Yanlış yapma korkusuyla, seyrettim bol bol..Ama Gamze iyidir, hic acımaz girer yardıma. Yeterki ucundan tutulsun, daha çok öğrenilsin. Doğru tesbittir, hem seyrederek, hem tromel kapağı açılarak, hemde ustaların ders videolarından o kadar çok şey öğrenilir ki. Ben camın büyüsüne kapıldığımdan ve bir sonraki adımı düşünecek halim kalmadığından, hep bir yerlerde eksik kalırımı düşünürdüm.. kalır, azarda işitirdim.. üzülürdüm ama hepsinin bir süreç olduğunu böyle öğreneceğimizi anladıktan sonra rahatladım.

Yukarıdaki fotolar eski eğitimlerden :)

Cam üfleme 2



Cam üfleyebilmek için bir çok alet kullanırız. Tabiki en önemlisi Cam eritme fırınıdır(Furnace). Günde 24 saat, yılda 365 gün calışır. 1200 derecelerde, camı kullanma kıvamına getirir.

Fırından aldığımız camı soğudukca ısıtmak içinse, Tromel (Glory hole)kullanırız oda 800 ile 1200 derecelerdedir.

Bu bebek bizim, söylemeden geçemiyeceğim. Elektrikli ve Türkiyede ilk defa üretildi. Özmak tarafından. Çok istedik üzerine çicek, böcek, kadınsı bir şeyler olsun.. Olur sanırsam ..
Kalkez (annealer)500- 600 derecededir, camı üfledikten sonra, oda sıcaklığında soğutmak için
ayarlıdır. Bir gece boyunca yaptığınız cam oarada kalır.


İşte bu üç tatlı :) makinaya alıştınızmı hayatınız değişebilir.. Sabahları Cam ocağına giripte Sıcak camın kapağını açtığımda ilk kelime '' şükürler olsun'' oluyor.. Öyle işte, bir delilik durumu yok değil tabii..

Hımmm yazmak öyle kolay bir şey diilmiş. Tabii baskıda yok değil üzerimde. Hiç filmdeki gibi de olmadı .. yok yok vazgeçmiyeceğim. Kardeşimden, cam ustası, daha haberi yoktu benim bugün blogla böyle bir işe kalkıştığımdan, biraz önce oldu. Onun suçu her zamanki gibi, ama sanırım eğleneceğiz, girip hata varsa düzeltirim dedi. Çok hoş çok...

Konudan sapmayalım, anlatacak binlerce konumuz var. Gelelim cam üflerken oturduğumuz banka (Bench) ve üzerine yerleştirilen aletlere. Cama şekil verirken oturdugumuz bank aynı zamanda kullandığımız pipoyu cevirmede kolaylık sağladığı gibi size yardım eden kişininde camı rahatca üflemesine destek olur. Bir kaç farklı grup, aynı zamanda calışıyorsa eğer yada eğitim sırasına, hiç bir şekilde başkalarının bankına oturulmaz ve aletlerine el sürülmez. Bizdeki Türk yardım severliği, cam üflerken işlemez, azar işitilir. Yada sorumsuz biri bozar kullanılamaz olurlar, mazallah..

Bu resim 2004 başı, saygıdeğer hocamız, Petr Novothny. Yeni başlamışız, ağzımız açık seyrediyoruz.. o ise hiç konuşmaz, anlaşılmaz bir usta. Çok şey öğrendik, hala öğreniyoruz ondan.

Ben yorulmuşum biraz ara.. devam sonra ama..

Devam kısmı şöyle, EL ALETLERİ:
Üfleme boruları pipoları(pipes) . İki ye ayrılırlar. 1.Üflediğimiz camlar için 2. Transfer yapmak, cam parçası getirmek, içinde hava olmayan objeler yaratmak için kullandıklarımız.
Ağırlıkları ve boyutları farklıdır. Ve onlara iyi davranmak gerekir. Çok ısıtmamalısınız, zaman zaman bükülebilirler bu da hiç işimize gelmez, eğri büyrü pipolarla üflemeyi kimse istemez.
Üflediklerimizle işimiz bittiğinde, uç kısmını parmağımızla kapayarak suya daldırırız. Böylece tıkanmazlar ve içlerine su girmez. Daha sonra soğumaları için ayrı bir kovada bekletiriz.

Cımbız, makaslar en şık ve kullanması bir o kadar da zevkli el aletlerindendir. Büyük cımbızlar(Jacks) ile objeye elimiz yanmadan şekil veririz. Camı pipodan ayıracağımız cizgiyi oluştururuz mesela. Küçük cımbızla (Tweezers) camı çeker, büker, yine camı ayırırken sulamada kullanırız. Makaslarda çeşitlidir. Kimisiyle camı keseriz, cam parçası veririz yada aletleri yönlendirmede kullanırız.

Kepçeler (Block) larla çalışmayı Gamze sever. Ben kağıtcıyım galiba :) Kepçeler kiraz ağacından yapılır. Sık sık suya sokulup ıslatılarak çalışılır. Zevklidir çünki bir ahenk vardır..
Gazete kağıdını çok tavsiye ederim:). Camla adeta bütünleşilen bir histir. Çok yaklaşır, hatta elinizde tutarsınız camı neredeyse. Katlama şekilleri vardır ama buradan anlatmak mümkün değil. Bu kısmı eğitimde gösterebiliriz ancak.

Sanırım bu akşam bu kadar. Yarın cam üfleyeceğiz. Sabah erkenden yolla düşüp, sıcak cam hazırlıkları yapmak var. Yarın güzel bir gün olacak..

Bize kolay gelsin, kırık camlar ocağa gitsin, yeni camlar üflensin.. dertmi o da ne...

cam üfleme 1


Cam Üfleme

Herkes cam üfleyebilir .. Gerçekten, camı, sıcağı ve takım çalışmasını sevmek başlangıç olsada, ne kadar çok cam üflerseniz o kadar tecrübe kazanırsınız. İşler her zaman mükemmel gitmeyebilir en başta, önemli olan azim, ve pes etmeden tekrar tekrar denemek. Problemleri üfleyek uzaklaştırmak ve eğlenmek işte bence tüm sır bu .

Cam üflemeye başlayanların en büyük şaşkınlıkları, aynı bizimde yaşadığımız gibi,bir çok farklı eğitmenden kendilerine özgü bakış acısıyla öğrendiklerini uyguladıklarında olacak . Ama zamanla el becerisi arttığında kendi yolunuzda ilerleyeceksiniz. Üflerken kağıt yada kepçe kullanmak tamamen sizin seçeneğiniz olacak.

İşte geldi gamze den yorum, buyrun :
şeker şeker yazmıssın ustaaaa, ellerine sağlık pek keyifli okumakdayım, sanki rüya gibi..... yaptıklarımızı sayfa sayfa önumde resimli bir roman gibiiii, süper süper devam:)
nacizane bir ek, kağıt kullanırken ıslatın aman haaa yanarsınız :P

Kolay gelsin, kırık camlar ocağa geri gitsin, derter üflensin...


İşte bu..

Dün bir film izledim.. Şiddetle tavsiye ederim.. Bana bir keyif ödevi verilmişti, Gamze usta tarafından, bir kaç gün salladıktan sonra nihayet ve bummm..

Özet şu : İki gerçek hikayeden yola çıkan film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan ve kendi zaman dilimlerinde benzer mücadeler vermiş olan iki kadının hikayesini merkez alıyor:
Tarih bundan elli yıl sonrasını gösterirken, Julie Powell yerinde sayan bir kadındır. Otuzlarına merdiven dayamıştır, Queens’de yaşamaktadır ve arkadaşları muazzam başarılar elde ederken kendisi küçücük bir masa başında çalışmaktadır. Julie, enerjisini görünüşte delice bir plâna kanalize etmeye karar verir: Tam bir yılını Julia Child’ın yemek kitabındaki 524 tarifin tamamını pişirmeye ayıracak ve deneyimlerini bir blog’a aktaracaktır.

Başrollerinde sinemanın yaşayan efsanelerinden
Meryl Streep ve başarılı oyuncu Amy Adams'ın yer aldığı filmde komedi, dram, romantizm gibi farklı türler bir arada kullanılmış.
Zaman ve
mekan olarak ayrı olsalarda hayatları iç içe geçen bu iki kadın, bizlere tutku ve cesaretle herşeyin başarılabileceğini gösteriyor.

Cam üfleme, Camekan, Gamze ve Benimle ne alakası var diyeceksiniz.. Şöyle var, cam böcüğü tarafından ısırılmış olmanın verdiği cesaret ve mutlulukla yolumuza devam ederken, neden blog da daha çok bilgi paylaşmıyoruz, neden kalan boş geceleri blog yazarak doldurmuyorum diye düşündüm..Aşağıdaki karikatürden de belli olduğu gibi, keyif lazım. Beni, bizi, mutlu eden bu deneyimlerimizi paylaşabilirim diye düşündüm.. Şimdiye kadar biz cam üflüyoruz dediğimiz herkezin gözlerindeki parıltı, ve şaşkınlık, sonrasında nasıl, nerede, soruları da var tabii. Birde bir kaç seferdir Camocağında verdiğimiz, Camla tanışma (aslında tadına bakma) eğitimine gelen, cam arkadaşlarımızın tekrar katılmak istemeleri, soruları da var tabii :)
Gamze :Bu mudur? bu dur. Karikatürdeki konusan benim sanırım :)

Annem Ve Kızım





Bazen resimler herşeyi anlatırmış .. İşte bir sergi.. Annelerimiz, Kızlarımız.. Sagolsun Işık... Bizi de dahil etti bu güzel sergiye..


























Finlandiya ''Türkiye de Cam ''




























camla tanışma

İlk eğitim gününü bitti.. O gece Camocaginda nefis bir gece gecirdikten sonra hadi bakalım ikinci gün..


Vu Burak ... Nasıl bir şeymiş bakalim dedi kapti Keremi geldi.. Gördü nasıl kolay olduğunu :))

Kristin Melek arkadaşımız.. O zaten yaratıcı, boncuk ustası, kalp ustası... Biliyor pipo cevirmeyi :))
Ve MY BABY, nasıl becerikli, nasıl cabuk oğreniyor.. Keşke dedirtti bana keşke :))
Altan bey :)) Her kursa geleceğim sizden öğrenceğim dedi ... Superrrr... Yeni kurs haftaya bu arada :))




Hocam oldu ikinci gün.. Uygulamalı ders gösterdi yeni gelenlere..




Destekcimiz arkadaşımız, iyi insan :))Devamı akşama :)