3 Ekim 2010 Pazar

Hazırız, gerçekten hazırız.


Bir kaç ay olmuş yazmayalı...Ne güzel şeyler oldu bu arada... Araya uzun bir yaz tatili girdi. Arkasındansa koşuşturmalar başladı. Hazırlanmamız gereken, İzmir, Eskişehir ve Sofa Chicago...
Tatilden döner dönmez, Cam ocağında bir aylık eğitim aldık. Eğitimlerin bittiği gün ise attık kendimizi sıcak cama. Neredeyde hiç durmadan 10 küsür gündür, cam üflledik. Eserlerin hazırlanmasının yanı sıra, finisaj aşaması da bir o kadar zaman aldı. Arada yaşanan doğal afetleri seneye bugün gülerek anımsamak istiyorum :) Sergi sonrası uzun bir yazı yazacağım, işte buna hazırlanmak lazım...

Ve fakat, hazırız gerçekten hazırız :)) 10 kere daha tekrarlayınca insan kendini mükemmel hissediyor :)

Cam Ocağı Ege'de
İzmir

İçimizde ki neşeyi, üflediğimiz tüm camlarımızdaki kahkahaları duymak size, hayallerimizi gerçekleştirmek bize, gülücükler hepinmize... ooff offf mu ?? o da ne :)))

5 Temmuz 2010 Pazartesi

BİR

''Sanatsal Cam Sergisi '' Ankara .. Biz yaparız da hikayesi olmaz mı ? Elifler önemli oldu benim hayatımda :) Elif Poshor'un yüreğine, güzelliğine teşekkür ederim-iz.Meleğimiz o bizim:))
Elifcim ise ayrı bir hikaye başlı başına :)) Güzel anne iyi ki varsın, hep yetişirsin son anda bize ya helal olsun.. Nedir bu demeyin bugün öyle bir gün işte..Sevdiklerime seni seviyorum demeyi seviyorum ben :)) ohh ne güzel :))
Diğer resimleri yükliyeceğim korkuyorum, bu güzelliklerden sonraki komikliğimizden :))

Yerleştirme için kullanacağımız aynada son anda fikir değişince bulunan aynacıya bakış:)) Memoş sağolsun bize buldu bir aynacı. Ama bulmakla bitmez tabi, kestirmek lazım, taşımak lazım, aynacıyı ikna etmek lazım.

Sonra gaza getirmek lazım :))

Ve taşımak :)


Diyeceğim şu, Ankara da güzellikleri paylaştık, mutlu olduk.
Camdaki güzellikleri farketmek size, camın büyüsünü paylaşmak bize, seni seviyorum demeyi başarabilmek hepimize...

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Bir Hikayemiz var !!!! Dokumacı Kuşlar :))

Maçka Sanat Galerisi, ‘Merhaba Füreya Merhaba’ Yaşayan Kuş Evleri sergisiyle sezonun sonunu Füreya Koral’ın doğumunun 100. yılını kutlayarak getiriyor. Sergiye 150’nin üzerinde seramik sanatçısı geleneksel kuş evlerini Füreya’nın izinde yorumlayarak katılıyor.

Seramiğe can veren büyük usta Tüzüm Kızılcan ile Cam Ocağında tanıştık. İzmir'e tüm gidişlerimizde de hep bizlere yeni ufuklar açtı .. Annem ve Kızım, Babam ve Oğlum sergisinde bize ''Merhaba Füreya merhaba'' sergisinden bahsetmişti, ,işte böyle başladık camdan kuş yuvamızı yapmaya.

İlk defa baştan sona resimlerle nasıl
yarattığımızı, dokuduğumuzu kayıt altına almış olduk :))
İşte hikayemiz camdan kuş yuvamız..ve dokumacı kuşlar..
Dokumacı kuşları seyredince insan büyüleniyor, iste videosu:))



Ocaktan aldığımız içinde nefesimiz olan camla çalışmaya başladık. Ve soğutup tekrar ve tekrar:))İşte dokuma kısmıda burda oldu zaten.


Aslında ocağa dalma işini en çok Gamze sever :)) Nitekim objeler büyüdükce keyif de artar. Yatay girdiğimizden objenin ucunda oluşan iz, inanılmaz. Bu tekniği Novy Bor da bir sanatcı yaparken görmüştük. Birkaç sene sonra uygulaması çıkıverdi içimizden..



Sonradan eklediğimiz parçalardan biri yuva girişi. Finisajda kesilecek olan bölüm, diğeri ise kuşlara dallar..
Bu da çöpümüz :(( Pipoyla camın birleştiği yeri yeterince ısıtmayınca çatlıyor işte :)
offf offf !!!


Biz çalışırken gelmişler :))


Üflemek yeteli değil tabii. Bir de camın Finisaj (soğuk kısmı) var. Delik açma, boyun kısmını düzeltmek gibi..

Montaj denemesi ama doğal ortamda.. En zevkli kısımlardan sadece biri :))


BİZ YAPTIK fotosu :))


Camcı kızlar ...
Tülin ve Gülin çok hoş cam kuş evleri yaptılar. :)


BİZ YAPTIK Fotosu 2 :))

Buraya eklemeden geçemiyeceğim, bu projede olmak müthiş bir deneyimdi .. Son dakika heyecanı ile başlayan bu serüvende, bendeniz endişe içinde, Gamze gayet hazır, kendinden emin tamamladık. Bir kez daha gülen yüzlerle bitirdik..

Sergi 5 haziran a kadar Maçka Sanat Galerisinde..

Hep güzellikler, bol camlı günler, sergiler, projeler bize; bizden gelen gülümsemeleri paylaşmak size, mutluluk hepimize :))

30 Nisan 2010 Cuma

Annem ve Kızım İzmirdeydi..



İzmir'e gittik biz Mart ayında. Annem ve kızım, Babam ve oğlum sergilerini birleştirdi Işık..İstanbul concept altında .... Işık ve bitmeyen enerjisi ile :)) Adnan Franko Sanat galerisinde.. Yine son dakikada koşturmaca içinde tekrardan yaptık anne ve kızlarımızın aynalarını.. İzzet ustanın emeğini de unutmayalım :)) Yaptık yapmasına ama kargo problemli oluyor cam olunca. Bizde koyduk kamyonetimize yola çıktık, Tülin ve onun kocaman eseri Dora ile. Gamzenin şöförlügünde 100 km aşmadan, pek yavaş ve güvenli vardık. Güzel sohbetler, yemekler ile 2 gece geçirdik cam dostlarımızla...

16 Nisan 2010 Cuma

8 Mart 2010 Pazartesi

İsmi üstünde ''Geri dönüşüm ''


Eski yazılara bakınca, geri dönüşümden çok az bahsettiğimi farkettim. Uzun zaman, kendi ev atıklarımızı ve arkadaşlarımızın bizim için biriktirdiği şiseleri kullanarak başladık bu ürünleri yapmaya. Daha sonra baktık şişeler yetmiyor, dışarda akşam yemekleri sonrası, elimizde siyah çöp torbaları, içleri boş şarap, soda şişeleri dolu çıkmaya başladık mekanlardan.
Camcı, çöpçü, camcı, çöpçü,.....Restorandaki insanlar şaşkın şaşkın bakıyorlardı, kocaman çöp torbalarından gelen şangırtıya, duyulmayacak gibi değildi. Hiç de utanmadım, utancak ne var ki geri dönüşüm işte...
Kimi zaman şişeleri 500 derecede ısıtıp pipolarla uzatarak, kimi zaman füzyon fırınlarında çökerterek, tabaklar çıktı ortaya ve yeniden geri döndüler hayata.


Defne Akşin Akyol enfes bir kitap yazdı, Huban Korman resimledi. Adı HEP YEŞİL... Daha sonrasında Akmerkez projesinde dağıttık cocuklara. Hatta şişelerin dudak kısımlarını keserek yüzük bile yapmışlığımız var. Durduk mu ??? yooooo,☺) yakında şişelerle oynamaya başlıyacağız tekrar.


Neden mi ? çünkü etrafımızda halen camın geri dönüşebileceğini bilmeyen birçok insan var. Misyonumuz, her türlü şişeyi geri dönüştürüp hayal gücümüzle , yaratıcılığımızla, yaşadığımız bu dünyaya, güzellikler adına katkıda bulunmak.

Bu yüzdendir, her fırsatta , her mekanda sırtımızda çöp torbamız, şıngırdarız restoranlarda , partilerde....Aman sakın kaçırmayalım bu müthiş fırsatı tüm atık camları toplayalım , yıkayalım ve yeniden hayat katalım derken… kendimize katalım.

Şu son iki pragrafı, elmanın diğer yarısı Gamzeye yazdırdım ya, şükürler olsun ☺) İstemek lazım.. Nihayet yazdı işte ☺ ..

Şişeler yeniden hayat bulmak için bize, içindekileri içmek size, mutluluk hepimize :))

2 Mart 2010 Salı

Yeni Başlangıçlar



''Yasemin hocam,'' diye başlayan bir mesaj geldi dün bana, o kadar hoşuma gitti ki paylaşmak istedim.. dayanamadım :)) Sevgili Hande, bizi nette bulmuştu, almış sevgilisini gelmişti, uzun zaman önce. Neşe ve enerji dolu halleriyle bayılmıştık onlara, meğer arada, farkında olmadan fişek görevi de görmüşüz. Yeni bir yola çıkmış, yakın arkadaşı, adaşım Yasemen ile, o enerji ve içsesiyle. Bayılırım cesur insanlara :)) Yolu açık olsun...



Billur ise, cam ocağındaki kalp kırma etkinliğine katılmıştı ve biraz evvel mesaj attı:))

''Bloglarda paylaştığım haberler varr :) ayrıca bugün habertürk,s:20, web blog günlüğü köşesinde çıkmış haber!! paylaşmak istedim :)'' dedi...


Bugün, çok güzel şeyler oluyor üst üste haberiniz olsun :))

Bize kolay gelsin, Camımız billur olsun, hep cam üflensin :))

16 Şubat 2010 Salı

Cam Ocağın'da Sevgililer gününe inat kalp kırma dersleri :)


Elif mail attı, ''haydi sevgililer gününde kalp kırma etkinliği yapalım''... dedi. Hemen işe koyulduk,ama çok hızlı oldu herşey, takım müthiş,..



Bir gün sonra cam ocağında provadaydık. Öyle prova derken kalp nasıl yapılıyordu, sıcak camda hatırlama..hımmmm durumu. Tabiki bizim kalpler birbirine hiç benzemez, Gamzenin yaptığı ne kadar özgür, şekli farklı, akışla yapılan bir kalp olduysa, benim yaptığım, bir o kadar kalp işte. Yani illa aynen çizdiğimiz gibi. Aman sağı solu eşit olsun, mükemmel görünsün, bir yerinde hata olmasın durumu. Bunu düzeltmek lazım, bir kere daha hatırladım :) Camla çalışırken, usta olacaksan evet, ama uçmayı da bilmek lazım :)) her gün yeni bir ders :)

Kalpler kırılmasın, herkez mutlu olsun, size kolay gelsin..

30 Ocak 2010 Cumartesi

Cam Üfleme 5




Ne üflediğimizi biliyormuyuz da kalmışız, ben oradan devam edecegim. Ne istediğimizi bilmeden cama şekil veremeyiz. Belki de üflemeden, sadece heykelimsi bir obje yada kağıt ağırlığı, yada bir çicek yapacağız. Bunu sizin ve öncelikle ortağınızın (size yardım eden kişinin ) bilmesi gerekir. Bilmezse yada bilmezseniz, işler karışır,, zamanlama olmadan da cam üflenmez. Herkez ilk başta camı üflemenin peşindedir. Evet üflenir, ama sonra ne olur..

Lal kepçe ile cama şekil verirken :)

Ben size için de hava kabarcığı olan bir kağıt ağırlığını anlatmak istiyorum.
Camı ocaktan aldık. Yerinize geçtikten sonra daha öncede söylediğim gibi, tahta kepçe yardımıyla şekil vermeye başladık. Verdiğimiz şekil yuvarlak ve pipoya ortalanmış durumda. Camı sıkıştırmadan, itmeden tahta kepçeye nazikce dokunarak, çevirmeye devam ediyoruz. Bu camı biraz da olsa soğutmamıza ve şekle girmesine yardım ediyor. Eğer kepçeden buhar çıkmaya başladıysa yada cam yapışıyorsa, hemen yanınzda duran su kovasına daldırıp çıkarmanız gerekir. İstersek üflemeden bir kez daha cam alabiliriz ama biz ufak bir obje yapalım isitiyoruz.

Kerem üflerken :)

Onun için daha fazla oyalanmadan, Pipoyu oturduğumuz bankın demirine, dayayarak üflemeye başlıyoruz. Burda havanın çıktığını görmek ilk başta zor gelebilir. Ortağınız sizin için hava kabarcığını takip edip, ne kadar daha üfliyeceğinizi yada durmanız gerektiğini söyler. Zamanla buna gerek kalmaz siz zaten bilirsiniz ne zaman duracağınızı. Cam yeterince sıcaksa, hemen üflenebilir. Eğer camı çok soğuttuysanız, tromele girip bir kez daha ısıtabilirsiniz. Tromelde camı ısıtmanında bir limiti vardır. Tromeldeyken, çevirmeye devam ederken, gözünüz hep camın üstünde olmalı yoksa sıcaklık ve yerçekimi camınızı alır elinizden..

Tromel bey :) her ne kadar dişi deselerde :)

Bazı yerlerde ara ara ek bilgiler vereceğim. Mesela, tromel kullanını çok önemlidir, çünki ne yaparsanız yapın, zamanınızın %50 sini onun önünde geçireceksiniz. Umarım erimeden :))
Yani kendinizide ısıtmadan, yakmadan, parçayı da bozmadan. Her zaman objenizin ısınması gereken yerlerini ısıtın. Tromelin derinliklerine fazla girerseniz, piponuzu fazla ısıtmışsınız demektir. Bu da yerinize oturduğunuzda elinizi yakma şansınızın çok fazla olduğunu gösterir.
Piponuzu çevirirken mümkün olduğunca yavaş olmalısınız ki objenizin şekli ısınmayıda katınca bozulmasın.

Hımmm, doğru söylemiş camla tanışma kursumuza katılan bazı arkadaşlar. Yazmaya devam etmeliymişim.. Hele camla çalışmadığım zamanlarda, sanki camocağındaymışım gibi.. offf süper geldi.. şükürler olsun :))

Ege, kocaman bir şiseye boyun yaparken :)

Objemiz sıcak, bizde öyle.. üfledik ufakta olsa bir hava kabarcığımız oldu :) Peki nasıl çıkaracağız bunu pipodan ?? Çıkarmaya yeltenmeden önce, boyun yapacağız. Boyun yapmak için, bankımızın üzerindeki keskin kenarlı cımbızı kullanacağız (jacks). Piponun camdan ayrılması gereken yere yavaşca dokunarak, sıkmadan bir çizgi çizeceğiz.

Soğutma fırınına girmeden objeyi sulama..

Sakin, ama hızlı adımlarla soğutma fırının(tavlama) yanına gidip ayaklı demir masaya dayıyacağız pipomuzu. Demir masanın su bölümünden aldığımız suyu küçük cımbız yardımıyla dokunduracağız objenin pipola birleştiği yere. Fırının kapağı açıldığında pipoyu rafa dayayıp, piponuzun orta bölümüne vurarak objemizi soğutma fırınına koymuş olacağız. Ve ertesi sabah o sizin olacak:))

Sanırım karışık oldu, ben en iyisi her bölüme resim ekliyeyim :)) Eklendi... Görev tamam ,
HEPİMİZE SÜKÜRLER OLSUN, kırık camlar camocağına, dertler dolunaya :))

12 Ocak 2010 Salı

Cam üfleme 4

Anlatmaya devam.. Çok detaya girmek yerine, biraz genelleme yaparak açıklamaya çalışıyorum..Cam ocağına gelip, tadına bakmak için bizden yada cam ocağına gelen tüm yaratıcı, müthis sanatçılardan, senelerini cama vermiş eğitmenlerden neler öğrenebileceğiniz hakkında fikir vermek için...(diye bir dip not :)

Herşey hazırsa, tüm aletler vs, haydi başlayalım. Elimize aldığımız pipoyu cam almak için kullanacağımızdan devamlı çevirmek durumundayız, ama hep çevirmek. Sıcak cam aynı bal kıvamında olduğundan yerçekimi ve akıcılığını hiç unutmamak lazım. İki elinizin arasındaki pipoya saracagınız cam, eğer çevirmeyi unutursanız akar, şekli bozulur daha iki adım atmadan camsız bir pipoyla kalırsınız. Onun için son adıma, kadar ne olursa olsun cevirin, çeviri...

Çevirmek ve eller diye başlayınca aklıma ilk zamanlarımız geliyor. Ben solak biriyim :) Ve cam üflemenin solak bir insan için hiç ama hiç kolay olmadığını hatırlatmak isterim. Pipoyu çevirdiğiniz yön bir tarafa, aletlerle çalışmak kabusum olmuştu. Hiç kullanmadığım bir elimi keşfettim. Cam üflemediğim zamanlarda, eski gazeteyi ufak parçalar halinda keserek antreman yaptım senelerce. Sırf makas ve diğer aletleri daha rahat kullanmak için.


Camı eritilen ocağın kapısını aralayarak, ve mümkünse yardım alarak açtıktan sonra, pipoyu ocağın kenarına dayayarak içeri sokuyoruz. Çevirmeye devam ederek, pipoya camı sarıyoruz. Ve hemen dışarı çıkıyoruz yoksa karşısında eriyebiliriz :) Burada biraz acele etmek durumundayız. (Ben her seferinde şükürler olsun derim :))...
Şu andan itibaren eller çevirmede gözler ise hep camda.. Yere paralel bir şekilde ilerlerken, pipomuzu daha rahat kullanabilmek için kullandığımız su ile soğutma makinesine ufak bir ziyaret yapıp cama değdirmeden yıkayarak pipoyu soğutuyoruz.

soğutmak icin ..


Cam hala sıcak olduğundan onu biraz üfleme kıvamına getirmek için kepçe yardımı ile şekil vererek yuvarlak bir forma sokuyoruz , üflüyoruz.. Ama ne üflüyoruz, biliyormuyuz ?
Cizdikmi ? Sizinle çalışan arkadaşınız biliyormu ? Bilmiyordu, bilmeside bir yıl aldı . :))